
Hafta boyunca Fenarbahçe galibiyetinin etkisi tüm taraftar forumlarına yansımıştı,deplasmanda alınan hayati 3 puan 100 yıla hazırlık hedefine yaklaştırmıştı ancak matematiksel olarak garantilenmedikçe oynanacak her maçın hayati önem taşıdığı,aynı saatte başlayan rakip maçlarından goller gelmeye başladıkça iyiden iyiye hissedilmeye başlandı.
Bir çok yönüyle Ankaragücü için anlamlı ve önemli bir maçtı,özellikle Fenerbahçe galibiyetleri tüm takımlar için sonraki maça olumsuz etki yapma şansı yüksek maçlardır hele hele o galibiyet deplasmanda kazanılmışsa,Türkiye'nin en çok yazılan,çizilen,konuşulan takımını deplasmanda yenmek bir sonraki maça konsantreyi hep zorlaştırmıştır,taraftar içinde futbolcu içinde.
Söylemeye hacet olmayan diğer bir zorluğunu anlamak için puan durumuna 10. sıradan itibaren bir göz gezdirmek yeterli sanırım,her ne kadar ligde kalma barajının 35-39 puan arası olacağını düşünsemde anlaşılan o ki son haftaya kadar alınacak her puan atılacak her gol 3. takımı belirlemede ikili averajın bile etkili olabileceği bir ligde altın değerinde.
Bunlara düşme hattındaki diğer takımların yöneticileri ve teknik kadrolarının "onurlu mücadele ve şaibeye mahal vermeme" çığırtkanlıklarıyla rakibi motive etme gayretleride eklenince maç olduğundan dahada zorlaşıyordu.Ligde bu sene hem alt hem üst sıralarda moda olan "biz şimdiden uyaralımda sonradan başımız ağrımasın" taktiğine Ankaragücü yönetiminin ve teknik kadrosunun itibar etmemesi hatta taraftar forumlarında açılan benzer konuların taraftar arasında bile "biz kendi işimize bakalım,çıkıp yenelim" minvalinde rağbet görmemesi tamda Ankaragüçlülüğe yakışır bir tavır oldu.

Bir süredir pazarlık sofralarına meze yapılan birleşme konusu,Melih Gökçek'in çiçeği burnunda,cesur ve başarılı yeni yönetimi tanımaz aba altından sopa gösterme gayretleri hatta dahada ileri giderek haddine düşmeden olası küme düşme durumda uygulanacak senaryo ve plan tehditleri,kulubü teslim alma çabası Ankaraspor maçına "sadece futbol maçı" olma halinden çıkarmıştı,en azından benim açımdan.Golden sonra yeni yönetime biraz daha mesafeli duran "Gecekondu ve Kapalı"nın başlattığı ve tüm stadın katıldığı "Cengiz Topel" tezahüratı Melih Gökçek'e bir tavır olarak algılanabilir mi bilmiyorum ama en azından bir teşekkürü hak etmişti sayın başkan.

Jean Paul Sartre'nin "futbolda herşey karşı takımın varlığıyla çetrefilleşir" sözünü hatırlatıp Ankaraspor'un hakkını da teslim ettikten sonra,Fenerbahçe maçında alınan 3 puanı anlamlı hale getiren,100.yıl hazırlıklarına başlatacak kadar rahatlatmasada alınan 3 puan hem anlamlı hemde önemli.Bu saatten sonra bu tip maçların teknik taktik analizini yapmak ki böyle bir niyetim yok çok da anlamlı değil..

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder