8 Mayıs 2009 Cuma

Anti-Melih Gökçek

Melih Gökçek'in Ankaragücü sevdası ilk Büyükşehir Belediye başkanlığına aday olduğunda başlamıştı o zaman da şampiyon Ankaragücü vaadleri verilmiş,hatta; seçim propagandası olarak uzun sarı lacivert balonlar dağıtılarak sempati kazanılmaya çalışılömıştı,o zamanki seçim sonuçlarının sokakta ve tribündeki değerlendirilmesinde Melih Gökçek'i belediye başkanlığa taşıyanın bu vaadlere kanan Ankaragücü taraftarı olduğu çokça inanılan bir görüştü...

2009 yerel seçimlerine gelene kadar bir kaç kez Melih Gökçek Ankaragücü'ne talip oldu,ancak dönemin yönetimleri tarafından reddedildi.Ankaragücü yönetimini ele geçiremeyen Gökçek,önce çalkantılı bir dönemden geçmekte olan Fenerbahçe'ye ciddiyetsiz bir o kadar da fantastik bir teklifte bulunarak kulübün Ankara'ya gelmesi önerildi,ardında Ankaragücü hırsıyla Ankara Büyükşehir Belediye Spor'u kurdu.
Belediyelerin ve başkanlarının profesyonel sporlara olan katkıları haklı bir yasayla sınırlandırıldıktan sonra ismi Ankaraspor AŞ olan kulüp belediye ihalerinde yazılı olmayan sümen altı bir değişiklik yapmış,artık ihale almak isteyen firmalar sponsor ismi altında klube katkı sağlamaya zorlanmıştı,..Melih Gökçek ahlakına çok ters düşmeyen bir durum...
Amatör sporlara harcanması gereken kaynaklar el altından Ankaraspor'a aktarılıyor,örneğin transfer ücretleri olduğundan çok daha düşük gösterilerek,tepki alınmamaya çalışılıyordu...
Hiçbir geleneksel,tarihsel kökeni olmayan,camia olmayı beceremeyen kulüp Belediye'de iş imkanı sağlanan yada yine belediye olanakları kullanılarak bir takım rantlar karşılığı göreve getirilmiş sözde tribün liderleriylede bir taraftar potansiyeli yakalıyamayınca Melih Gökçek için hayalkırıklığı yaratmaktan öteye gidememişti.
Son yerel seçimler öncesi,mensubu olduğu iktidar partisinin verdiği siyasi gücüde arkasına alarak hiçbir dönemde olmadığı kadar Ankaragücü'yle ilgilenmiş öyleki bugüne kadar olan süreçte hep muhalifi olan Ankaragücü tribün gruplarınıda kapalı kapılar arkasında verdiği sözlerle yanına çekmeyi başarmıştı.Aslında Gökçek en iyi bildiği işi yapıyor Ankaragücü'ndeki yönetimsel kaostan faydalanıyor kendise birkez daha belediye başkanlığı yolunu açılmasında katkı sağlayacak tek bir oyun siyasi rantını hesaplıyordu...Yine bu dönemde bugüne kadar Cemal Aydın'ın taraftarla olan köprüsü konumundaki tribünlerin Apo Dayı'sı saf değiştirip artık aynı köprüyü Melih Gökçek'le Ankaragücü tribünleri arasında kurmaya çalışıyordu...
Rant=Melih Gökçek
Siyasi rant anlamıda hiçbir değeri olmayan Ankaraspor Aş nin ranta dönüştürülmesi Gökçek'e göre Ankaragücü'nün üzerinden geçiyor sözde birleşme sağlanırsa Ankaraspor'un süper ligde takımı olmayan şehirlere verilerek hem Ankaragücü ve Ankara'nın hemde transfer olunacak diğer şehirden sağlanacak rantın hevesi Melih Gökçek'in "rant için her yol mübah" siyasi tavrında bir taşla iki kuş vurmak demek olacak...
Seçim öncesi verilen vaadler, sadece birkaç deplasmana taraftar için otobus sağlanmasından öteye geçememişken,nedenini bilmediğimiz bir takım şartların(ki bunlarıda tam olarak bilmiyoruz) öne sürülmesi samimiyetinden şüphe ettiriyor.Kutuplaştırıcı siyasetinin sadece isminin geçtiği taraftar forumlarında bile çatışmalara neden olması,sözde birleşmenin gerçekleşmesi olasılığına ve sonradan yaşanacaklara olan kaygıları artırıyor.
12 sene boyunca "tek adam" yönetiminden,başka bir tek adam yönetimine geçme yanlısı olan hiç olmassa geçen 12 seneden bu dersi almış olması gereken kimi Ankaragücü taraftarıda bu oyunlara maalasef alet oluyor.

6 Mayıs 2009 Çarşamba

6 Mayıs 1972

bir yangın ormanından püskürmüş genç fidanlardı,
güneşten ışık yontarlardı sert adamlardı,
hoyrattı gülüşleri aydınlığı çalkalardı,
gittiler akşam olmadan ortalık karardı...

Attila İlhan

4 Mayıs 2009 Pazartesi

Maradona by Kusturica


"Looking for Eric"i yazmasaydım "futbol filmleri" yazısına bu belgeselle başlamayı düşünmüştüm.Hem D10s'a bir saygı duruşu olarak hemde bu saygıyı fazlasıyla hakettiğini bu belgeselle bir kez daha gördüğümden.
Belli ki fena bir Maradona hayranı usta yönetmen Emir Kusturica bugüne kadar pek görmediğimiz yönleriyle anlatmış Diego'yu.Belgeselin başlarında pek sallamıyor Kusturica'yı ızdırap oluyor ama sonradan tadından yenmez bir hal alıyor,fakir çocukluğundan başlayıp uyuşturucu kullandığı dönemin samimi itiraflarına,eşinin nasıl hayatı boyunca hep yanında olduğundan,kızlarıyla olan ilişkisine klasik tabiriyle futbolcu değil insan Maradona'yı buluyoruz,bunları yaparkende geri planda da Fidel'li Chavez'li Morales'li inceden bir Latin Amerika profili izliyoruz..
Diego'nun nasıl bir gönüllerin kardeş takımı Boca Juniors taraftarı olduğu,Maradona Kilisesi,Napoli taraftarının nasıl Maradona hayranı olduğu,Kusturica'nin filmlerindeki Diego'nun hayatı ile benzerlikler ve karşılıklı top sektirmeleri güzel ayrıntılar.
"Futbolun Tanrısı"nın kokain kullandığı dönemleri anlatırken "Emir eğer kokain kullanmasaydım nasıl bir futbolcu izlerdiniz biliyormusun"demesi,"daha napıcaksın be baba" dedirtiyor.Fifa'ya Brezilya'ya İngiltere'ye verdiği ayarlarla gülümsetiyor..
Özetle "D10s"u sevmiyorsanız bile bu belgeseli seyredin derim..

çakallık için link; http://www.youtube.com/watch?v=g9isFmV7s4s

Legal olmak gibi bir derdimiz yok nasılsa,buyrun belgeselin linkleri,benim yüklemem değil linkler ölürse sorumluluk almam.İndirin izleyin..

Bölümler;1,2,3,4,5,6,7,8

O son bira

Tanıdık simalardan kısafilm,Duvardaki Gençlerbirliği bayrağına dikiz..
Bölüm 1


Bölüm 2


Bölüm 3


İnternet sansürü olan ülkeler için; ktunnel'e giriyorsunuz aşşağıdaki linkleri yapıştırıorsunuz.
www.youtube.com/v/B6dn1s2QQV4&hl=en&fs=1
www.youtube.com/v/HK60aB8NVCk&hl=en&fs=1
www.youtube.com/v/GPP7iDERKcE&hl=en&fs=1

Ankaragücü:1 Ankaraspor:0


Hafta boyunca Fenarbahçe galibiyetinin etkisi tüm taraftar forumlarına yansımıştı,deplasmanda alınan hayati 3 puan 100 yıla hazırlık hedefine yaklaştırmıştı ancak matematiksel olarak garantilenmedikçe oynanacak her maçın hayati önem taşıdığı,aynı saatte başlayan rakip maçlarından goller gelmeye başladıkça iyiden iyiye hissedilmeye başlandı.
Bir çok yönüyle Ankaragücü için anlamlı ve önemli bir maçtı,özellikle Fenerbahçe galibiyetleri tüm takımlar için sonraki maça olumsuz etki yapma şansı yüksek maçlardır hele hele o galibiyet deplasmanda kazanılmışsa,Türkiye'nin en çok yazılan,çizilen,konuşulan takımını deplasmanda yenmek bir sonraki maça konsantreyi hep zorlaştırmıştır,taraftar içinde futbolcu içinde.
Söylemeye hacet olmayan diğer bir zorluğunu anlamak için puan durumuna 10. sıradan itibaren bir göz gezdirmek yeterli sanırım,her ne kadar ligde kalma barajının 35-39 puan arası olacağını düşünsemde anlaşılan o ki son haftaya kadar alınacak her puan atılacak her gol 3. takımı belirlemede ikili averajın bile etkili olabileceği bir ligde altın değerinde.
Bunlara düşme hattındaki diğer takımların yöneticileri ve teknik kadrolarının "onurlu mücadele ve şaibeye mahal vermeme" çığırtkanlıklarıyla rakibi motive etme gayretleride eklenince maç olduğundan dahada zorlaşıyordu.Ligde bu sene hem alt hem üst sıralarda moda olan "biz şimdiden uyaralımda sonradan başımız ağrımasın" taktiğine Ankaragücü yönetiminin ve teknik kadrosunun itibar etmemesi hatta taraftar forumlarında açılan benzer konuların taraftar arasında bile "biz kendi işimize bakalım,çıkıp yenelim" minvalinde rağbet görmemesi tamda Ankaragüçlülüğe yakışır bir tavır oldu.

Bir süredir pazarlık sofralarına meze yapılan birleşme konusu,Melih Gökçek'in çiçeği burnunda,cesur ve başarılı yeni yönetimi tanımaz aba altından sopa gösterme gayretleri hatta dahada ileri giderek haddine düşmeden olası küme düşme durumda uygulanacak senaryo ve plan tehditleri,kulubü teslim alma çabası Ankaraspor maçına "sadece futbol maçı" olma halinden çıkarmıştı,en azından benim açımdan.Golden sonra yeni yönetime biraz daha mesafeli duran "Gecekondu ve Kapalı"nın başlattığı ve tüm stadın katıldığı "Cengiz Topel" tezahüratı Melih Gökçek'e bir tavır olarak algılanabilir mi bilmiyorum ama en azından bir teşekkürü hak etmişti sayın başkan.

Jean Paul Sartre'nin "futbolda herşey karşı takımın varlığıyla çetrefilleşir" sözünü hatırlatıp Ankaraspor'un hakkını da teslim ettikten sonra,Fenerbahçe maçında alınan 3 puanı anlamlı hale getiren,100.yıl hazırlıklarına başlatacak kadar rahatlatmasada alınan 3 puan hem anlamlı hemde önemli.Bu saatten sonra bu tip maçların teknik taktik analizini yapmak ki böyle bir niyetim yok çok da anlamlı değil..